Türkiye’de Belediyelerde İş Sağlığı ve Güvenliği Uygulamalarının Değerlendirilmesi ve Geliştirilmesine Yönelik Öneriler

  • 15.09.2026

TÜRKİYE’DE BELEDİYELERDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ UYGULAMALARININ DEĞERLENDİRİLMESİ VE GELİŞTİRİLMESİNE YÖNELİK ÖNERİLER

Bilgi Güvenliği ve Tüketici Hakları Danışmanı Hasan YILDIRIM Amasya Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, İş Sağlığı ve Güvenliği Anabilim Dalı. e-posta: 258121039@ogrenci.amasya.edu.tr | ORCID: 0009-0000-8927-9279

Dr. Öğr. Üyesi Ahmet YURTÇU Amasya Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, İş Sağlığı ve Güvenliği Anabilim Dalı. e-posta: ahmet.yurtcu@amasya.edu.tr | ORCID: 000-0002-2234-1928


ÖZ

İş sağlığı ve güvenliği (İSG), çalışanların fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik halinin sürdürülmesini ve çalışma ortamından kaynaklanabilecek her türlü riskin proaktif bir yaklaşımla bertaraf edilmesini hedefleyen multidisipliner bir bilim dalıdır. Belediyeler, kentsel hizmetlerin sürekliliği adına yürütülen atık yönetiminden ağır mühendislik faaliyetlerine, itfaiye hizmetlerinden zabıta operasyonlarına kadar oldukça geniş ve heterojen bir risk spektrumuna ev sahipliği yapmaktadır. Bu birimler tarafından yürütülen faaliyetlerin büyük bir çoğunluğu, yasal mevzuat gereği "tehlikeli" ve "çok tehlikeli" sınıfta yer almasına rağmen, kamu kurumlarında İSG profesyoneli görevlendirme zorunluluğunun 31.12.2024 tarihine ertelenmesi, yerel yönetimler nezdinde bir "yasal bekle-gör" ataleti yaratmıştır. Bu akademik derleme çalışmasında, Türkiye’deki belediyelerde İSG uygulamalarının mevcut durumu, kurumsal yapılanma engelleri ve saha riskleri üzerinden analiz edilmiştir. Araştırma, belediye çalışanlarının literatürde "görünmez ön cephe çalışanları" (invisible front-line workers) olarak konumlandırılmasının, maruz kalınan risklerin sistematik olarak göz ardı edilmesine yol açtığını saptamıştır. Çalışma sonucunda, belediyelerde reaktif yapıdan proaktif bir güvenlik kültürüne geçiş için İSG birimlerinin doğrudan üst yönetime bağlanması, dâhili uzman istihdamının teşvik edilmesi ve psikososyal risklere yönelik kurumsal destek mekanizmalarının inşası önerilmektedir.


Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, Belediye, Güvenlik Kültürü, Risk Değerlendirmesi, Görünmez Ön Cephe Çalışanları.


1. GİRİŞ

İş sağlığı ve güvenliği (İSG), modern çalışma hayatının merkezinde yer alan; tıp, mühendislik, hukuk, psikoloji ve sosyoloji gibi farklı disiplinlerin kesişim noktasında konumlanan sistematik bir bilim dalıdır. Temel felsefesi, çalışanın fiziksel bütünlüğünü korumanın ötesinde, ruhsal ve sosyal yönden "tam bir iyilik hali" içerisinde bulunmasını sağlamaktır. Türkiye’de 2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, kamu ve özel sektör ayrımı gözetmeksizin tüm çalışanları bu koruma şemsiyesi altına almıştır. Ancak, kamu kurumlarında iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirme zorunluluğunun kademeli olarak ertelenmesi ve nihai tarihin 31.12.2024 olarak belirlenmesi, belediye yönetimleri nezdinde kurumsal olgunluk modellerinin gelişimini sekteye uğratmış ve bir "yasal bekle-gör" ataleti yaratmıştır.

1.1. Belediyelerde Multidisipliner Risk Spektrumu

Belediyeler, diğer kamu kurumlarından farklı olarak, kentsel yaşamın sürdürülebilirliği için ağır sanayi tesislerinden daha karmaşık ve dinamik bir risk haritasına sahiptir. Atık yönetimi süreçlerinde biyolojik ve kimyasal risklerle; fen işleri ve ağır mühendislik faaliyetlerinde fiziksel ve ergonomik risklerle; zabıta ve itfaiye operasyonlarında ise yüksek düzeyde psikososyal risklerle karşılaşılmaktadır. Belediye hizmetlerinin barındırdığı bu heterojen yapı, her bir faaliyet alanı için özelleşmiş İSG stratejilerini zorunlu kılmaktadır. Literatürde yapılan çalışmalar, belediye birimlerinin sunduğu hizmetlerin büyük bir kısmının "tehlikeli" veya "çok tehlikeli" işler kapsamında olduğunu teyit etmektedir. Buna karşın, yasal yükümlülüklerin sürekli ertelenmesi, bu yüksek riskli iş kollarında İSG uygulamalarının kurumsal bir standart kazanmasını engellemekte ve süreçleri proaktif bir risk yönetiminden ziyade, kaza sonrası müdahaleyi esas alan "reaktif" bir düzleme hapsetmektedir.

1.2. Görünmez Ön Cephe Çalışanları ve Kurumsal Sorumluluk

Belediye saha çalışanları, kentin en kritik operasyonlarını yedi gün yirmi dört saat esasına göre yürütmelerine rağmen, akademik literatürde ve kamusal algıda genellikle ağır sanayi veya sağlık sektörü çalışanları kadar ilgi görmemektedir. Bu durum, saha personelinin "görünmez ön cephe çalışanları" (invisible front-line workers) olarak nitelendirilmesine yol açmaktadır. Bu kavramsal çerçeve içinde, belediye hizmeti bir "kamu hizmeti sonucu" olarak görüldüğü için, o hizmeti üreten bireyin maruz kaldığı fiziksel ve psikososyal tehlikeler, hizmetin toplumsal faydası tarafından psikolojik olarak gölgelenmektedir. Kamu kurumlarının İSG konusunda topluma "örnek teşkil etme" (exemplar) yükümlülüğü bulunduğu göz önüne alındığında, belediyelerdeki bu görünmez risklerin bilimsel analizlerle görünür kılınması stratejik bir zorunluluktur.

  1.3. Araştırmanın Amacı ve Önemi

Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye’deki belediye teşkilatlarında yürütülen İSG faaliyetlerinin mevcut durumunu idari, saha ve güvenlik kültürü boyutlarıyla analiz etmek ve 31.12.2024 sonrası döneme hazırlık teşkil edecek bir iyileştirme modeli sunmaktır. Çalışma, belediyelerdeki "reaktif yapı" sorununu kurumsal yapılanma engelleriyle ilişkilendirerek, çalışan refahını ve hizmet verimliliğini artıracak proaktif öneriler geliştirmeyi hedeflemektedir.


2. GEREÇ VE YÖNTEMLER

Bu araştırma, nitel araştırma desenlerinden "doküman analizi" tekniği kullanılarak yapılandırılmıştır. Araştırmanın veri seti, Türkiye’deki büyükşehir ve ilçe belediyelerine ait resmi İSG raporları, 2020-2024 dönemini kapsayan stratejik planlar, Sayıştay denetim raporları, ulusal ve uluslararası hakemli dergilerde yayımlanan makaleler ile İSG alanındaki lisansüstü tezlerden oluşturulmuştur. Elde edilen veriler, tematik analiz yöntemiyle şu üç temel analitik eksen üzerinden sınıflandırılmıştır:

Kurumsal Yapılanma Analizi: İSG birimlerinin belediye hiyerarşisindeki konumu, doğrudan üst yönetime erişim kapasitesi ve idari bağlılık oranları.

Güvenlik Kültürü ve Uygulama Düzeyi: Mevzuata uyumun niteliği, proaktif önleme faaliyetleri ve eğitimlerin sürekliliği.

Saha Riskleri ve Psikososyal Faktörler: Fiziksel iş kazası verileri ile zabıta ve temizlik personeli özelinde şiddet ve stres gibi psikososyal risklerin frekansı. Analiz sürecinde özellikle belediyelerin stratejik planlarında İSG hedeflerine ayırdıkları bütçe ve üst yönetimin "liderlik taahhüdü" gibi göstergeler birincil veri kaynağı olarak değerlendirilmiştir.


3. BULGULAR VE TARTIŞMA

3.1. Kurumsal Yapı Analizi ve Hiyerarşik Engeller

Türkiye genelindeki 30 büyükşehir belediyesinin teşkilat yapıları üzerinde yapılan incelemeler, İSG birimlerinin stratejik kararların alındığı yönetim kademelerinden uzak, operasyonel ve idari birimlerin altına "hapsedildiğini" göstermektedir. Bu idari konumlandırma, İSG profesyonellerinin saha risklerini ve gerekli bütçe taleplerini belediye başkanı veya genel sekreter düzeyine iletmesini engelleyen bürokratik bir bariyer oluşturmaktadır. Yapılan analizler, İSG birimlerinin %45,8 oranında İnsan Kaynakları bünyesinde yapılandırılmasının en büyük kurumsal hata olduğunu göstermektedir. Bu yapılandırmada, güvenlik kararları idari prosedürlerin ve bütçe kısıtlarının gölgesinde kalmakta, saha çalışanlarının maruz kaldığı teknik riskler "evrak üzerinde uygunluk" prensibiyle geçiştirilmektedir. Oysa İSG profesyonellerinin doğrudan üst yönetime (Belediye Başkanı/Genel Sekreter) bağlı olması, risklerin bertaraf edilmesi için gereken "kurmay yetkiyi" sağlayacaktır.

3.2. Görünmez Saha Riskleri: Psikososyal Şiddet Analizi

Belediye çalışanları için iş riskleri sadece fiziksel yaralanmalarla sınırlı değildir. Özellikle zabıta personeli, kamusal düzeni sağlama görevi nedeniyle sürekli bir çatışma ortamında çalışmaktadır. Saha verileri, bu birimlerdeki riskin ciddi bir "psikososyal kriz" boyutuna ulaştığını kanıtlamaktadır. Yapılan araştırmalara göre:

Zabıta personelinin %52,2’si fiziksel şiddete, %68,2’si ise sözel şiddete maruz kalmaktadır.

Bu olayların %70,2’si sokak, pazar yeri ve çarşı gibi kamuya açık, denetimsiz alanlarda gerçekleşmektedir. Bu veriler, belediye çalışanlarının "kurumsal duvarların" dışında, her an şiddet ve darp riskiyle karşı karşıya olduğunu; ancak mevcut İSG uygulamalarının sadece teknik ekipman (KKD kullanımı) odaklı kaldığını göstermektedir. Şiddete maruz kalan personelin yaşadığı travma, "görünmez ön cephe çalışanı" olmanın getirdiği toplumsal kanı nedeniyle sistematik olarak göz ardı edilmektedir. Çatışma yönetimi ve öfke kontrolü eğitimlerinin eksikliği, bu vakaların %70’inden fazlasının kamusal alanda kontrolsüzce büyümesine zemin hazırlamaktadır.

3.3. Güvenlik Kültürü: Reaktif Yapıdan Proaktif Modele Geçiş

Belediyelerde son beş yıllık dönemde meydana gelen ve kayıt altına alınan 11 ağır yaralanmalı iş kazası vakası incelendiğinde, temel nedenin "mevzuata uyum odaklı" sığ bir güvenlik kültürü olduğu görülmektedir. Mevcut yapı, kaza olduktan sonra önlem alan "reaktif" bir karakter sergilemektedir. Güvenlik kültürünün proaktif düzeye geçememesinin önündeki en büyük engel, İSG faaliyetlerinin belediye yönetimleri tarafından bir "maliyet kalemi" olarak algılanmasıdır. Halbuki İSG yatırımları, iş gücü kaybını önleyerek ve tazminat yüklerini azaltarak uzun vadede belediye bütçesine pozitif katkı sağlamaktadır.

3.4. Hizmet Modeli Tartışması: Dâhili Uzman vs. OSGB

Belediyelerin İSG hizmetlerini dış kaynaklı (OSGB) modellerle yürütmesi, kurum içindeki risklerin "yerinde" analiz edilmesini zorlaştırmaktadır. OSGB personeli genellikle birden fazla kuruma hizmet verdiği için belediyenin özgün risk yapısına ve kurumsal hafızasına yabancı kalmaktadır. Araştırma sonuçları, dâhili uzman personel (belediyenin kendi öz kaynağı) kullanımının, güvenlik kültürünün içselleştirilmesinde ve kurumsal aidiyetin inşasında %40 daha etkili olduğunu göstermektedir. Kendi bünyesinde uzman istihdam eden belediyeler, riskleri kağıt üzerinde değil, operasyonel süreçlerin içinde yönetebilme kabiliyetine sahiptir.


4. SONUÇ VE ÖNERİLER

Türkiye’deki belediyelerde İSG yönetim sisteminin tesis edilmesinin önündeki en temel engel, 31.12.2024 ertelemesinin yarattığı yasal atalet ve bu ataletin beslediği reaktif yönetim anlayışıdır. Belediye çalışanlarının kentin görünmez kahramanları olduğu gerçeğinden hareketle, onların can güvenliğini ve ruhsal sağlıklarını korumak, bir "kamu hizmeti kalitesi" meselesidir.

4.1. Stratejik İyileştirme Önerileri

İdari Reform: İSG birimleri, bürokratik engelleri aşmak ve stratejik kararları hızla uygulamak adına doğrudan Belediye Başkanı veya Genel Sekreterliğe bağlı, özerk bir yapıya kavuşturulmalıdır. Bu birimler "denetleyici" değil, "yönetici" yetkisiyle donatılmalıdır.

Dâhili Uzmanlık ve Kurumsal Aidiyet: OSGB üzerinden hizmet alımı modeli terk edilerek, belediyenin kendi risk spektrumuna hakim, tam zamanlı "dâhili uzman" istihdamı önceliklendirilmelidir. Bu durum, personelin uzmanlara duyduğu güveni ve güvenlik bildirim oranlarını artıracaktır 7.

Psikososyal Destek ve Eğitim: Özellikle şiddet riskinin yüksek olduğu zabıta ve temizlik işleri gibi saha birimleri için "Çatışma Yönetimi", "Stresle Baş Etme" ve "Öfke Kontrolü" eğitimleri zorunlu hale getirilmelidir. Şiddet vakası sonrası personel için kurumsal psikolojik destek birimleri (BAP) aktive edilmelidir.

Proaktif Risk Analizi: 31.12.2024 tarihi beklenmeksizin, tüm belediye birimlerinde dinamik risk değerlendirmeleri yapılmalı; özellikle "görünmez" olarak nitelendirilen saha operasyonları (gece vardiyaları, atık toplama, altyapı çalışmaları) 7/24 izlenebilir güvenlik standartlarına kavuşturulmalıdır. Nihai olarak, belediyelerde İSG bir maliyet unsuru değil, verimliliği artıran ve kamu kurumlarının topluma örnek olma yükümlülüğünü (exemplar) yerine getiren stratejik bir yatırımdır. "Görünmez ön cephe çalışanları"nın güvenliği, kentsel gelişmişliğin en temel göstergesidir.


5. KAYNAKLAR

1.     Alli BO. Fundamental Principles of Occupational Health and Safety. Geneva: International Labour Organization; 2008.

2.     VAGO (Victorian Auditor-General’s Office). Occupational Health and Safety in Local Government. Melbourne: Government Printer; 2005.

3.     Güler M. Belediyelerde iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları. Amasya: Amasya Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü; 2017.

4.     İSGGM (İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü). Kamu kurumlarında İSG profesyoneli görevlendirme ertelemesi hakkında duyuru. Ankara: T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı; 2024.

5.     Sepadi L. Invisible front-line workers: Occupational risks in municipal services. Journal of Safety Research. 2026;15(2):112-128.

6.     Adane M. Document analysis of OHS strategic plans in local governments. Global Health & Safety Review. 2019;7(4):85-99.

7.     Sezgin T. Belediyelerde İSG hizmet modelleri ve kurumsal aidiyet ilişkisi Lisansüstü Tez. Amasya: Amasya Üniversitesi; 2022.

8.     Yücel A. Büyükşehir belediyelerinde İSG birimlerinin teşkilat yapıları üzerine bir araştırma. Kamu Yönetimi Analizleri. 2018;12(1):85-104.

9.     Kapar R, Çöl M. Zabıta çalışanlarında işyeri şiddeti ve psikososyal riskler. Çalışma ve Toplum Dergisi. 2011;3(1):175-195.

10.  Bayram M, Arpat B. İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarında güvenlik kültürünün önemi. Sosyal Güvenlik Dergisi. 2021;11(1):45-62.


Bu çalışma, Amasya Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü bünyesinde Dr. Öğr. Üyesi Ahmet YURTÇU danışmanlığında Hasan YILDIRIM tarafından hazırlanan "Türkiye’de Belediyelerde İş Sağlığı ve Güvenliği Uygulamalarının Değerlendirilmesi ve Geliştirilmesine Yönelik Öneriler" başlıklı projeden üretilmiştir.

 

KONTDER

 

Dergimizin Temmuz 2026 sayısına ulaşmak için tıklayınız...

Daha fazlası için: Yerel Yönetim ve Denetim Dergimizin Temmuz-2026 sayısını okuyabilirsiniz.

Dergimize mobil uygulamamız veya internet sitemiz üzerinden ulaşabilirsiniz.

Dergilerimize ulaşmak için tıklayınız...

Saygılarımızla,

KONTDER

 

Mobil Uygulamamızı İndirmek İçin Tıklayınız. Play Store / AppStore

 

X (Twitter): @kontder   İnstagram : kontderr    Youtube :  @kontderr